Türkiye pazarından çekilmek, bir markanın tüketici hafızasından da silindiği anlamına gelmiyor. Kimi mağaza kiralarına, kimi döviz dalgalanmalarına, kimi de global küçülme kararlarına yenildi. Ancak aradan geçen yıllarda tüketici alışkanlıkları, sosyal medya ve perakendenin kuralları değişti. Bir zamanlar Türkiye’den ayrılan bazı markalar bugün geri dönse, karşılarında bambaşka bir pazar bulabilir.
Lush

Renkli banyo bombaları, mağazaya yayılan kokusu ve ambalajsız ürün yaklaşımıyla Lush, Türkiye’de yalnızca ürünleriyle değil, alışveriş deneyimiyle de hatırlanıyor. Marka 2014’te Türkiye operasyonunu sonlandırdı. Lush’ın 2025’te yayımlanan faaliyet raporunda Türkiye için yakın vadeli genişlemeden söz edilmesi, dönüş ihtimalini yeniden gündeme getirdi. Henüz tarih açıklanmış değil; fakat listedeki en somut geri dönüş sinyallerinden biri Lush’a ait.
Catrice

Bir dönem Türkiye’de ulaşılabilir fiyatlı makyajın öne çıkan isimlerinden Catrice, özellikle kapatıcı, fondöten ve far paletleriyle sadık bir kullanıcı kitlesi oluşturmuştu. Markanın ürünleri hâlâ pazaryerlerinde aranıyor, yurt dışı alışveriş listelerine ekleniyor. Uygun fiyatlı kozmetik kategorisinin büyüdüğü, viral ürünlerin satışları hızla etkilediği bugünkü pazarda Catrice’in dönüşü yalnızca nostalji yaratmakla kalmayabilir. Markaya güçlü bir ikinci dönem de açabilir.
Topshop

Topshop, 2016’da Türkiye’deki mağazalarını kapattı. Ardından ana şirketi Arcadia Group’un iflasıyla fiziksel perakendeden büyük ölçüde çekildi. Ancak marka son dönemde yeniden mağazalaşmaya ve farklı ülkelere açılmaya hazırlanıyor. 2000’ler estetiğinin geri dönüşü ve markanın o döneme ait güçlü hafızası düşünüldüğünde Topshop, Türkiye’de eski müşterilerinden çok yeni nesille ikinci bir başlangıç yapabilir.
Dunkin’

Dunkin’, Türkiye’de 1990’ların sonu ile 2000’lerin başında faaliyet gösterdi ve 2009’da pazardan ayrıldı. O dönemde donut, Türkiye’de bugünkü kadar yaygın bir tüketim kategorisi değildi. Şimdi ise butik donut markaları, paket servis ve kahve zincirleri çok daha büyük bir pazar yaratmış durumda. Dunkin’ geri dönse yalnızca eski müşterilerinin nostaljisine değil, Türkiye’de büyüyen kahve ve atıştırmalık kültürüne de seslenebilir.
C&A

2007’de Türkiye’ye giren C&A, 2016’da 24 mağazasını kapatarak operasyonunu sonlandırdı. Mağazaların büyük bölümünü DeFacto devraldı. Markanın ulaşılabilir fiyatlı ve temel parçalara dayanan konumu, o tarihten bu yana yerli markalar ve global hızlı moda oyuncuları tarafından fazlasıyla dolduruldu. Bu nedenle C&A’nın dönüşü heyecan kadar önemli bir soruyu da beraberinde getirirdi: Marka, bugün Türkiye’de kendisine yeniden farklı bir yer açabilir mi?
Douglas

Avrupa’nın en büyük premium güzellik perakendecilerinden Douglas, pazar payının sınırlı kalması nedeniyle 2016’da Türkiye’deki 11 mağazasını kapattı; bazı lokasyonlarını Sephora devraldı. O günden bu yana Türkiye’de güzellik perakendesi ve niş parfüm pazarı ciddi biçimde büyüdü. Yaklaşık 2 bin mağazalı küresel yapısı ve geniş marka seçkisiyle Douglas’ın dönüşü, bugün çok daha farklı bir rekabet yaratabilir.
Hard Rock Cafe

Hard Rock Cafe İstanbul, 2013’te açıldı ve 2017’de kapandı. Markanın duvarlara yerleştirilmiş müzik hatıraları, canlı performansları ve turistik restoran deneyimi İstanbul için aslında hâlâ tanıdık bir formül. Şehrin turist trafiği ve etkinlik ekonomisi düşünüldüğünde geri dönüşü, yalnızca bir restoran açılışı değil, nostaljik bir popüler kültür anı yaratabilir.
