Marwood

İK Savaşları: Bir X Hesabı Nasıl Beyaz Yakalıların Kolektif Günlüğüne Dönüştü?

Paylaş:

Bazen bir tartışma tek bir paylaşımla başlar, tek bir hesapla büyür.

Son günlerde X’te hızla büyüyen “İK Nefreti” adlı anonim hesap, tam olarak böylesi bir tartışmanın fitilini ateşledi. Hesabın yaptığı şey oldukça basit: Aday çalışanların insan kaynakları departmanlarıyla yaşadığı kötü deneyimleri anonim şekilde paylaşmak. Fakat birkaç gün içinde paylaşımlar, serzenişlerin ötesine geçti.

Reklam

Bir anda yüzlerce mülakat hikâyesi ortaya döküldü. LinkedIn’de İK profesyonelleri savunmaya geçti. Ve iki platformun kültürü çarpıştı. Ortaya âdeta “İK savaşı” çıktı.

Love bombing, gaslighting, ghosting nihayetinde de…

Hesabın büyümesinin nedeni tek bir tweet değil. Birbirine benzeyen yüzlerce deneyim. En çok paylaşılan hikâyelerin ortak noktasıysa aynı: Sonsuz mülakat süreçleri ve ardından gelen sessizlik. Hesabın altındaki yorumlar çoğu zaman tweetten daha uzun. İnsanlar yalnızca şikâyet etmiyor, âdeta bir kolektif arşiv oluşturuyor.

LinkedIn’den gelen savunma

Mesele LinkedIn’e taşındığında işler iyice kızıştı. Bazı İK profesyonelleri “İşe alım kararını İK vermez, hiring manager verir” diyerek savunmaya geçti. Ayrıca yüzlerce başvurunun incelendiği, geri dönüş yapmanın her zaman mümkün olmadığı dile getirenler oldu. Fakat tartışma burada da bitmedi.

Bazı LinkedIn paylaşımlarında söz konusu X hesabını takip eden adayların işe alınmaması gerektiğini ima eden ifadeler yer aldı. Bu noktada akıllara gelen “Şirketler adayları sosyal medyada fişliyor mu?” sorusu, daha da görünür hâle geldi.

Aslında bu hikâye yeni değil

Belirtmekte fayda var: Bu tartışma Türkiye’ye özgü değil. Son birkaç yıldır özellikle Reddit, TikTok ve X’te anti-HR memeleri oldukça popüler. Hatta bazıları artık internet kültürünün parçası hâline geldi. Reddit’teki r/recruitinghell gibi topluluklarda binlerce insan yalnızca mülakat deneyimlerini paylaşıyor. Yani “İK Nefreti” hesabı aslında yeni bir trend yaratmadı. Daha çok küresel bir internet kültürünün Türkiye versiyonunu görünür hâle getirdi.

Hikâye burada bitmiyor

Birçok çalışan İK departmanlarını sistemin sembolü olarak görüyor. Öte yandan birçok İK profesyoneli de kararların çoğunu kendilerinin vermediğini söylüyor. Görünen o ki tarafların bertaraf olduğu meselenin iç yüzü, henüz tam anlamıyla konuşulmadı.

Bir gerçekse açık: İnsan kaynakları uzun zamandır küçük ya da büyük ölçekli şirketlerin ayrılmaz bir parçası. Peki iş dünyasının bu kadar merkezi bir parçası hâline gelen İK tam olarak nasıl ortaya çıktı? Bugün bildiğimiz anlamdaki rolüne nasıl evrildi? Yapay zekânın, veri analizinin ve otomasyonun devreye girdiği dönemde nasıl bir dönüşüm geçiriyor?

Bu da bir sonraki yazının konusu…

Reklam