Night Shift

Kırmızı Halının Tartışmalı Aksesuarı: İnsanlık Mirası

Paylaş:

Zendaya, The Odyssey Londra prömiyerinde İran’da MÖ 7. yüzyıla ait Ziwiye Hazinesi’yle ilişkilendirilen iki altın plakadan oluşturulan küpeleri taktı. Londralı mücevher tasarımcısı Glenn Spiro tarafından elmas ve altınla yeniden yorumlanan parçaların delinmediği, tarihî yüzeylere zarar vermeyen bir sistemle yerleştirildiği açıklandı. Ancak yaklaşık 3 bin yıllık arkeolojik eserlerin bir film tanıtımında moda aksesuarına dönüşmesi, tartışmayı fiziksel hasarın çok ötesine taşıdı.

Eserlerin 1940’ların sonunda İran’da bilimsel bir kazıyla belgelenmeden ortaya çıkarıldığı ve kısa sürede antika pazarına dağıldığı düşünülüyor. Bu nedenle bugün Ziwiye adıyla sunulan bazı parçaların gerçek kökeni ve sahiplik geçmişi kesin biçimde doğrulanamıyor. Bir eserin zarar görmemesi ise onun etik biçimde elde edildiği ya da kullanıldığı anlamına gelmiyor.

Reklam

Aynı prömiyerde Anne Hathaway’in bileğinde de gerçek bir antik parça vardı. Bulgari imzalı Monete Catene saatin kapağında, Roma İmparatoru Caracalla döneminde basılmış yaklaşık 2 bin yıllık gümüş bir sikke yer alıyordu. Antik sikkeler dolaşıma girmek üzere yüksek sayılarda üretildiği için Zendaya’nın taşıdığı arkeolojik plakalarla tamamen aynı kategoride değerlendirilmiyor. Yine de iki gerçek antik nesnenin aynı kırmızı halıda kullanılması, kültürel mirasın giderek daha doğrudan bir lüks ve görünürlük aracına dönüştüğünün işareti.

Emma Chamberlain’ın Patiala Mihracesi için hazırlanan tarihî Cartier kolyeyi Met Gala’da takması da benzer bir etik tartışma yarattı. Eleştirilerin merkezinde fiziksel hasar değil, Hindistan’ın kraliyet ve sömürge geçmişiyle bağlantılı bir parçanın Batılı bir marka ve Amerikalı bir influencer üzerinden sergilenmesi vardı. Margot Robbie’nin Babür dönemine uzanan Taj Mahal elmasını Uğultulu Tepeler’in dünya prömiyerinde takması da tarihî nesnelerin sonunda kimin hikâyesini anlattığı sorusunu gündeme getirdi.

Bu örneklerin hiçbiri tamamen aynı değil. Bir antik sikke, arkeolojik plaka ya da kraliyet mücevheri farklı koruma ve sahiplik koşullarına sahip. Fakat hepsi aynı soruda birleşiyor: Yasal olarak sahip olunan bir tarihî nesne, her türlü tanıtım amacıyla kullanılabilir mi? Dahası, antik eserlerin küresel moda sahnesinde statü sembolüne dönüşmesi, belgelenmemiş parçaların antika pazarındaki değerini artırma riski taşıdığı gibi arkeolojik nesnelerin “giyilebilir yatırım” olarak sunulmasına neden olabilir. Zira böyle bir piyasa büyüdüğünde kazanan çoğu zaman eserin çıktığı toplum değil, onu satın alabilecek koleksiyonerler, markalar ve aracılar oluyor.

Reklam