Bir mağazada iki kadın karşılaşıyor. Sohbet annelik üzerine açılıyor: “Annesiniz galiba”, “Bende de var iki tane”, “Çocuk işte…” 45 saniye sonra perde iniyor: Bahsi geçen çocuklar meğer birer köpekmiş.
Bu küçük sürpriz 24 saat içinde RTÜK gündemine, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açıklamasına ve manşetlere taşındı. Bosch Türkiye reklamı yayından kaldırıldı. Ortada artık bir film değil, üç ayrı tartışma var. Bazı haber başlıkları ajans kurucusunun kökenini konuşurken, Bakanlık Anayasa’nın 41. maddesini hatırlatıyor, sosyal medyanın bir kanadı ise şu soruyu soruyor: “Anneler Günü’nde kadına süpürge satılır mı?”
Reklamcılıkta sürpriz son dün icat edilmediği gibi hayvan sevgisi teması da yeni keşfedilmedi. Mesela Subaru’nun Barkley ailesi 2009’dan beri yollarda. Bir golden retriever ailesi araba kullanıyor, çocuk büyütüyor, kuaföre gidiyor. Ayrıca markalar uzun süredir evcil hayvan sahibine “ebeveyn” diye sesleniyor. Royal Canin, Whiskas, Felix gibi markaların yıllardır tüm iletişim dili bu eksen üzerine kurulu. IKEA uzun zamandır evcil hayvanı doğrudan ailenin parçası olarak konumlandırıyor. UTSÅDD ve LURVIG koleksiyonlarının tanıtımında markanın resmi cümlesi şu: “Evcil hayvanlar ailenin parçasıdır.”
Sephora 2022’deki anneler günü kampanyasında biyolojik anneleri, evlat edinen anneleri, drag anneleri ve evcil hayvan anneleri aynı anda kutladı.
Yani Bosch’un yaptığı tek başına ele alındığında ne özgün ne de cüretkâr; küresel ölçekte çoktan yerleşmiş bir dilin Türkiye versiyonu. Peki, neden burada patladı? Cevap muhtemelen kreatif kararın kendisinde değil, zamanlamada.
Ekipçe kendi aramızda da tartıştık ve kampanyayı gayet başarılı bulduk.
Sürpriz son kolay görünen, zor kotarılan bir form. İzleyiciyi son saniyeye kadar yanlış cümleyi kurmaya devam ettirmek titizlik istiyor. Bosch’un filmi bunu tutturuyor. Ayrıca evcil hayvan anneleri ve babaları artık Türkiye’de görünmez bir kitle değil. Özellikle süpürge gibi ev aletleri satın alan insanlar büyük ihtimalle bu söylemin içinde. Tartışmalar ise reklamın hedeflediği kitleyi değil, hedeflemediklerini yansıtıyor. (Ki bu, baktığımız yere göre başarının kendisi.)