Z kuşağı genel izleyiciye hitap eden, ailecek izlenebilecek filmleri seviyor. Hatta Hollywood Reporter’ın araştırmasına göre bugün sinema salonlarının en kalabalık kitlesi artık onlar.
2025’in en çok hasılat yapan filminin Zootopia 2 olacağını kimse beklemiyordu. Film dünya genelinde 1,86 milyar dolara ulaşarak Avatar: Fire and Ash’i geride bıraktı. Disney’in canlı çekim Lilo & Stitch uyarlaması da 1 milyar dolar barajını aşan filmler arasına girdi. Bu başarıların arkasındaki ortak güç ise Z kuşağı.
Bir dönem “streaming nesli” diye adlandırılan bu kuşak, artık sinema salonları dolduruyor. Sosyal medya, akıllı telefonlarla büyüyen Z’leri kolektif deneyimlere daha da yaklaştırıyor. Sinemaya gitmek onlar için aynı zamanda başkalarıyla paylaşabilecekleri bir deneyim.
Z Kuşağı 2025’teKuzey Amerika’daki izleyicilerin yüzde 39’unu oluşturuyor. 2019’da bu oran yüzde34’tü. Son bir yılda sinemaya gitme oranları da yüzde 25 artmış durumda. Üstelik tercihleri sektörün yönünü doğrudan etkiliyor. Y kuşağının mesafeli durduğu genelizleyici kitlesine hitap eden filmler, Z kuşağı için oldukça cazip.
Bir diğer fark ise planlama alışkanlıklarında: Z kuşağının yüzde 40’ı sinema biletini önceden alıyor. Pandemi öncesinde bu oran sadece yüzde 25’ti.
Araştırmalara göre bu kuşak özellikle video oyunları, anime ve YouTube dünyasından gelen içeriklere ilgi gösteriyor. Yani klasik Hollywood serilerinden ziyade, kendi kültürel referanslarına yakın hikâyeleri tercih ediyorlar. Kısacası Z kuşağı “anne-babasının franchise’larını” izlemek istemiyor. Ayrıca Z kuşağı için eskiden “date” odaklı bir aktivite olan sinema, bugün daha çok aileyle yapılan bir etkinlik.
Bir filmi izlemek artık sadece içerik tüketmek değil, o anın parçası olmak demek. Barbie ve Oppenheimer gibi yapımların yarattığı etki bunun en net örneği. İnsanlar bu filmleri sadece izlemek için değil, konuşmanın dışında kalmamak için de sinemaya gidiyor.
Sosyal medya bu döngüyü daha da hızlandırıyor. Meme’ler, fan videoları, yorumlar… Her şey filmlerin etrafında şekillenen bir kültür yaratıyor. Z kuşağı da bu kültürün dışında kalmayı istemiyor. Özetle, Z kuşağı Hollywood’u kurtarabilir ama Hollywood onların dilini konuşursa. Aksi hâlde bu ilgi hızlıca başka platformlara kayabilir.