Sanat dünyasının en pahalı sorunlarından biri olan sahtecilik, yeni bir araştırmayla farklı bir cepheden ele alınıyor. Fransa’daki Université Polytechnique Hauts-de-France’tan bir ekip, tabloya hiç dokunmadan, örnek almadan gerçek eseri sahtesinden ayıran bir yöntem geliştirdi. Çalışma, hakemli dergi Surface Topography: Metrology and Properties’in 2026 Haziran sayısında yayımlandı.
Yöntemin mantığı basit ama etkili. Yüksek çözünürlüklü görüntüler, tablonun yüzeyini üç boyuta yakın haritalara dönüştürüyor. Ardından fraktal matematik devreye giriyor ve yüzeyin ne kadar pürüzlü, ne kadar ayrıntılı olduğunu ölçüyor. Buradan çıkan veri, sanatçının fırça işçiliğine ait ince desenleri yakalıyor. Araştırmacılara göre bu desenler o kadar tutarlı ki ressama özgü bir imza gibi davranıyor.
Ölçüm teknik olarak son derece detaylı. Tabloların topografyası, odak değişimi ve birleştirme yöntemiyle, 1 mikron örnekleme aralığında 13’e 13 milimetrelik haritalar halinde çıkarıldı. Elde edilen veri 169 megapiksele ulaştı. Bu çözünürlükte yüzey, 3 farklı ölçeğe ayrılıyor: 3 ila 70 mikron arası fırça darbesinin ayrıntılarını, 70 ila 700 mikron arası tuval kumaşının dokusunu, 700 mikron üzeri ise tuvalin dalgalanmalarını gösteriyor.
Ekip yöntemi Vincent van Gogh’a atfedilen eserler üzerinde test etti. Sistem, gerçek tablolarla bilinen sahteleri güvenilir biçimde ayırt etti. Çalışmanın baş araştırmacısı François Berkmans’a göre fraktal analiz, tabloya zarar vermeden sanatçının fırça işçiliğine dair ölçülebilir bir parmak izi sunuyor. Berkmans, bu yaklaşımın geleneksel uzmanlığın yerini almadığını, onu güçlendirdiğini vurguluyor. Araştırmayı Berkmans ile birlikte Ludovic Nys ve Maxence Bigerelle yürüttü.
Zamanlama da tesadüf değil. Geçtiğimiz dönemde yapay zekânın büyük çevrim içi pazar yerlerinde Monet ve Renoir etiketli parçalar dahil 40’a varan sahte eseri tespit etmesi, daha iyi doğrulama araçlarına olan ihtiyacı gözler önüne sermişti. Berkmans, yöntemin özellikle malzemelerin kimyasal incelemesi gibi tamamlayıcı analizlerle birleştiğinde finansal riski azaltıp kültürel mirası korumaya katkı sunacağını söylüyor.
