John F. Kennedy, Beyaz Saray’da bir basın toplantısında şunu söyledi:
“Zaferin bin babası vardır, mağlubiyet ise yetimdir.”
ABD’de askeri bir operasyon üzerine söylenmiş bu cümle,, 65 yıl sonra yine ABD’de ancak bu kez futbol sahasında yeniden yazılıyor.
Lionel Messi büyük finalleri kaybettiğinde sahayı gözyaşlarıyla terk etti. Milli takımı bıraktığı dönemler oldu. Cristiano Ronaldo elendikçe kameralar onun kırılgan, sessiz, savunmasız hâllerini yakaladı. Düşüş anlarında yanlarında onları ayağa kaldıracak birileri yoktu.
Lionel Messi, 22 Haziran’da Dünya Kupası tarihinin en golcü oyuncusu olduğu gün Guinness Dünya Rekorları, X hesabından tek bir kelime paylaştı: “MESSIIIIIIIIII.”
Tam bir gün sonra bu kez Cristiano Ronaldo, 6 farklı Dünya Kupası’nda gol atan ilk oyuncu olduğunda Guinness rekoru yazıp, sonuna Portekizli yıldızla özdeşleşen ifadeyi kullandı: “Suiiiiii.”
İki yıldız. İki ses. Milyonlarca ekranda aynı anda titreyen bir tutku. Buna içerik demek mümkün. Ama aslında bu, ekonominin nabzı.
Futbolda başarı artık 90 dakikayla sınırlı değil. Başarının değeri, onun ne kadar taşındığıyla ölçülüyor. FIFA için bu iki oyuncu turnuvanın vitrini. Yayıncılar için garanti reyting. Sponsorlar için satın alınamaz organik erişim. Platformlar için algoritmanın en sevdiği şey; gerçek duygu, gerçek kalabalık, gerçek gürültü.
Messi ve Ronaldo sahadaysa hikâye bitmiyor. Bitmeyen hikâye milyonlarca erişim üretiyor.
Bu bir tercih değil, bir mekanizma.
Ronaldo ve Messi’nin çoğu sponsoru ayrıca onlarca yıldır aynı sektörün rakip devleri. Ama 22 ve 23 Haziran’da bu rekabet paranteze alındı. İki rekor, iki paylaşım ve her iki marka da milyonlarca organik görüntülenmenin içinde yer aldı. Kimse bir reklam satın almadı. Kimse bir kampanya planlamadı. Sadece rekor kırıldı, gerisini tutku halletti.
Futbol sahnesi tarih boyunca büyük isimleri ağırladı. Pelé vardı, Maradona vardı. Ama onların hikâyesi sahada kapandı. Sosyal medya yoktu, anlık görüntülenme yoktu, küresel etkileşim verisi yoktu. Büyüklükleri zamana yayıldı, hafızalara işlendi ama o an, o anda kaldı.
Messi ve Ronaldo farklı bir çağda oynuyor. Onların her anı eş zamanlı olarak hem yaşanıyor hem arşivleniyor hem yayılıyor. Bir gol atıldığında İstanbul’da, Sao Paulo’da, Tokyo’da aynı anda milyonlarca ekran parlıyor. Bu ölçek tarihin hiçbir döneminde mümkün değildi.
Kennedy’nin dediği gibi mağlubiyet hala yetim olabilir ama zafer artık herkese ait. Zira zafer artık küresel bir ekonominin en kârlı ürünü.
Ve bu ekonomi, sahneyi henüz kapatmaya hazır değil. Biri 41, diğeri 39 yaşındaki iki ikon şovun devam etmesi için elinden geleni yapıyor.
