Fill In The Blanks iş birliğiyle hazırladığımız Orada Saat Kaç? serisine hoş geldiniz. Serinin bu haftaki konuğu, Berlin’de moda ve perakende platformu Zalando’da kıdemli stratejist olarak çalışan Eren Alphan. Röportaja her zamanki gibi saati sorarak başlıyoruz: İstanbul’da saat 11, Berlin’de ise 12 suları.
Alphan reklamı çocukken tanımış. Babası kreatif direktör, ajansların karanlık oda günlerine tanıklık eden bir kuşaktan. Yine de mesleğe girişi planlı değilmiş. Kanada’da kültür çalışmaları okumuş; sinema, psikoloji, sosyoloji gibi merakını kaşıyan dersler onu liseden sonra iyi bir öğrenciye dönüştürmüş. Reklamcılık, TBWA’nın kardeş ajansı Tequila’daki bir stajla başlamış. Stratejik planlamanın ne olduğunu bilmeden girdiği bu işi sevdiğini sonradan fark etmiş.
Fill In The Blanks iş birliğiyle hazırladığımız Orada Saat Kaç? serisine hoş geldiniz. Orada Saat Kaç?’ın bu haftaki konuğu, Berlin’de moda ve perakende platformu Zalando’da kıdemli stratejist olarak çalışan Eren Alphan. Röportaja her zamanki gibi saati sorarak başlıyoruz: İstanbul’da saat 12, Berlin’de ise 11 suları.
Alphan reklamı çocukken tanımış. Babası kreatif direktör, ajansların karanlık oda günlerine tanıklık eden bir kuşaktan. Yine de mesleğe girişi planlı değilmiş. Kanada’da kültür çalışmaları okumuş; sinema, psikoloji, sosyoloji gibi merakını kaşıyan dersler onu liseden sonra iyi bir öğrenciye dönüştürmüş. Reklamcılık, TBWA’nın kardeş ajansı Tequila’daki bir stajla başlamış. Stratejik planlamanın ne olduğunu bilmeden girdiği bu işi sevdiğini sonradan fark etmiş.
Serbest çalışmadan iç ajansa
Ogilvy, Raffineri ve 4129Grey’de strateji direktörlüğüne kadar yükselmiş. Kızının doğumuyla yurt dışı fikri gündeme gelmiş. Eşine Berlin’den bir iş teklifi gelince taşınmışlar. İlk dönemde Berlin’den Türkiye’deki ajanslara uzaktan çalışmış, ardından dijital ajans MediaMonks’ta iş bulmuş.
MediaMonks’ta yaklaşık 2 yıl çalıştıktan sonra serbest çalışmaya geçmiş. Avrupa’da bu düzen, kızıyla ilgilenebileceği bir hayat kurmasını kolaylaştırmış. İstanbul ağırlıklı olmak üzere Londra, Paris, ABD ve Polonya’dan iş almış. Türkiye’deki ajansların da bir stratejistin hizmetini serbest olarak satın aldığını o dönem fark etmiş. İstanbul’dayken bunu bilseydi orada da serbest çalışabileceğini söylüyor.
Sonra Türkiye’den gelen iş azalmış. Ekonomideki dalgalanma ve ajansların birleşmesi buna yol açmış. Tam bu sırada Zalando’dan teklif gelmiş. Alphan için bu, kariyerinde marka tarafına ilk adım. Zalando’nun iç ajansı, platformdaki moda markalarının iletişimini yürütüyor; yani yarı ajans, yarı marka.



İstanbul’da günde 10 saat çalışıp 2,5 saati trafikte geçirirken, Berlin’de bisikletle ya da metroyla 3-5 durak ötedeki ofise gittiğini söylüyor Alphan. Zamanının çoğunu kızıyla pazara gitmeye, yemek yapmaya ayırdığını da ekliyor.
Düzen kurmak ise kolay olmamış: Bürokrasi, ev bulmak, okul seçimi ve devletten gelen mektuplar ilk yılların uğraşları olmuş. Tempo farkını da şöyle anlatıyor: “Berlin’de bir strateji dosyası için 15 gün veriliyor, İstanbul’da bir haftada yarışmaya girilebiliyor.”
Ona göre doğrusu ikisinin ortası.
Çok kültürlü ekibin hem zorluğu hem kazancı var. Tanımadığın kültürlerden insanlarla eskisi gibi şakalaşamıyorsun. Karşılığında, “global” sandığın bir içgörünün aslında yerel olduğunu ya da tersini görüyorsun. Örneğin Türkiye’de herkesçe bilinen reklam dilini, Çekya’dan bir kreatifin kendi ülkesindeki benzer örnekle karşılaması gibi.
Zalando’daki takdir kültürü ise Alphan’ı başta şaşırtmış. Her sunumun altına kalpler, övgüler geldiğini söylüyor. Samimiyetsiz bulmuş, sonra bunun performans kaygısını azalttığını fark etmiş.
Hızlı tur
Alphan’la yaklaşık 1.750 kilometre uzaklıktan yaptığımız söyleşiyi şu sorularla hızlı bir tura çıkarak sonlandırıyoruz:
- Berlin bir insan olsaydı nasıl biri olurdu?
Pis ama ilginç.
- İş çıkışı seni nerede buluruz?
Evde. Hangi şehirde olursa olsun, kendini ev insanı olarak tanımlıyor..
- Yerel dilde öğrendiğin favori kelime?
Favorisi yok ama “genau”yu sevdiğini söylüyor.
- Bir haftalığına başka bir şehirden çalışman gerekse nereyi seçersin?
Londra. Ama gittiği yerde çalışmak yerine gezmeyi tercih ediyor.
