Microsoft AI Economy Institute’un yayımladığı 2026 birinci çeyrek “Global AI Diffusion” raporuna göre Türkiye, yapay zekâ kullanımında dünyanın en hızlı büyüyen 15 ekonomisi arasında.
Türkiye’de çalışma çağındaki nüfusun yapay zekâ kullanım oranı, 2025’in ilk yarısındaki yüzde 13,4 seviyesinden 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 17,4’e çıktı. Tek bir çeyrekteki yüzde 2,8 puanlık sıçrama, dünya ortalamasının neredeyse iki katı. Yani Türkiye sadece yapay zekâyı keşfeden bir ülke değil, hızla alışkanlık hâline getiren bir ülke.
Bu ivme, Türkiye’yi Haziran 2025’ten bu yana kullanıcı payını en çok artıran ekonomiler sıralamasında 7. sıraya taşıdı. Yüzde 30,3’lük artışla Türkiye, Güney Kore, Tayland ve Japonya gibi Asya’nın yükselen pazarlarıyla aynı ligde. Rapor, en hızlı büyüyen 15 ekonominin 12’sinin Asya’da olmasına dikkat çekerek Türkiye’yi Moğolistan, İran ve Laos ile birlikte yüzde 30’un üzerinde güçlü kazanım gösteren ülkeler arasında konumlandırdı.
Rakamların arkasındaki asıl hikâye ise tutumda gizli. Stanford HAI yapay zekâ endeksine dayanan rapor, Türkiye’yi yapay zekâya en olumlu yaklaşan pazarlardan biri olarak Tayland ile birlikte öne çıkardı. Türkiye’deki kullanıcılar bu teknolojiye yalnızca merakla değil, gündelik hayatına yer açacak bir güvenle yaklaşıyor.
Peki bu hız nereye kadar? Türkiye’nin yüzde 17,4’lük oranı, yüzde 17,8 olan dünya ortalamasının kıl payı altında. Ancak mevcut büyüme temposuyla bu farkın önümüzdeki çeyrekte tamamen kapanması, hatta Türkiye’nin ortalamanın üzerine geçmesi sürpriz olmaz. Raporun işaret ettiği itici güç de bunu destekliyor: Yapay zekâ modellerinin Türkçe dâhil İngilizce dışı dillerdeki performansı iyileştikçe, teknolojiyi günlük işlerinde kullanan insan sayısı da artıyor.