Türk kreatifler dünyanın dört bir yanında büyük markalarda, büyük ajanslarda iz bırakıyor. Biz de onları bulduk, dinledik ve hikâyelerini MAD’e taşıyoruz.
Fill In The Blanks iş birliğiyle hazırladığımız Orada Saat Kaç? serisine hoş geldiniz.
Bugün konuğumuz Innocean Berlin’de stratejist olarak çalışan Sıla Savaş. Röportaja başlarken saati soruyoruz: Berlin’de öğlen 12.30 sularındayken, Savaş bize ofisinden sesleniyor.
Savaş’ın isminin anlamıyla ilgili konuşarak sohbete başlıyoruz. İnsanın ait olduğu yer anlamına gelen “Sıla” isminin hikâyesini şöyle anlatıyor: “Annemin sürekli ülke değiştiren bir tanıdığı varmış, ailem de ‘Keşke bizim kızımız da onun gibi olsa’ diyerek bu ismi koymuş. Benim hayatım farklı yerlere taşınarak geçiyor. Dışarıda olma hâlinin de beni daha iyi bir gözlemci yaptığını düşünüyorum.”


Savaş aslında Endüstri Mühendisliği okuyormuş ama pazarlama dersleri alabilmek için bölüm değiştirmiş. Singapur’da geçirdiği değişim yılı dijital pazarlamayla tanışmasını sağlamış, ardından bir Erasmus+ programıyla Manchester’da bir reklam ajansında staj yapmış. Asıl dönüm noktası ise Blab AdSchool’da yaşanmış: O zamanlar stratejinin ne olduğunu bile bilmeyen Savaş’a, kreatif direktör Taylan Yapıcı “Sen stratejistsin” diyerek yaptığı işin adını koymuş.
Blab’da yaklaşık 4,5 yıl çalışan Savaş, bir stratejist olarak kreatiflerle belirli bir güven seviyesine ulaştıktan sonra bundan vazgeçmenin kolay olmadığını söylüyor. Yurt dışına çıkarken şehir değil kültür odaklı ilerlemiş. Singapur’dan Berlin’e, Amsterdam’a kadar expat’lara açık gördüğü birçok yere başvurmuş.
40 farklı milletten bir ekip
Berlin’deki ajansında 40 farklı milletten insan çalıştığını anlatan Savaş, herkesin oraya dışarıdan baktığını, bunun da ortak bir avantaj yarattığını söylüyor. Bir brief’e 40 farklı kültürden bakış açısı geldiğinde sürecin nasıl zenginleştiğini şöyle özetliyor: “Bir içgörü ortaya atıldığında hiç akla gelmeyecek bir yerden itiraz gelebiliyor, bu da tartışmaları ve sonucu güçlendiriyor. Almanya’ya yönelik işlerde herkesin dıştan bakıyor olması bazı nüansları çok daha hızlı yakalamayı sağlıyor.”

Young Lions’tan Cannes’a
Savaş’ın yurt dışı hedeflerinden biri, görünürlüğünü artırmak için bir Young Lions ödülü kazanmakmış. Arkadaşı Volkan’la sahibinden.com için “Life First Listings” fikrini üretmişler. Fikir, o dönem Güneydoğu’da yaşanan büyük depremden yola çıkıyor ve ev seçerken asıl önceliklendirilmesi gereken şeyin fiyat değil, deprem dayanıklılığı olduğunu vurguluyor. Bu içgörüyle sahibinden.com’un sıralama aracını deprem dayanıklılığına göre sıralayacak şekilde kurguluyorlar.

O sene Cannes’da geçirdiği zaman Savaş’ı bir sonraki yıl da gitmeye ikna ediyor. 10 kadar bursa başvuruyor, hiçbirini kazanamıyor. Ailesinin desteği ve freelance işlerden edindiği kazancı cebine koyup Cannes’a gidiyor. O yolculukta, şu an çalıştığı ajansın strateji direktörüyle tanışıyor ve Berlin’deki kariyeri böylece başlıyor.
Effie Europe’da jürilik
Bir başka yarışmada tanıştığı iş arkadaşı Odil sayesindeyse Cannes’daki partilerde şu anki ajansıyla bağlantı kurduğunu anlatan Savaş, network kurmanın soyut bir kavram olmadığını, insanlarla uzun vadeli ilişkiler geliştirmenin gerçek karşılığı olduğunu vurguluyor. Bu ilişkiler ağı, kendisine Effie Europe’un Positive Change kategorisinde ön eleme jüriliği teklifini getiriyor.

Türkiye’de görece kısa sürede birçok Effie ödülü almış olması bu teklifte etkili oluyor. Savaş bu jürilikten neden bu kadar heyecan duyduğunu şöyle anlatıyor: Umudunu kaybetmeyen, kaybetse de sosyal ya da çevresel olarak dünyaya pozitif bir katkıda bulunmayı deneyen ve denemeye devam eden insanların işlerini ilk elemede görecek olması ve onların ödüllendirilmesine katkı sunabilecek olması kendisini çok mutlu ediyor.
Hızlı Tur
- Berlin bir insan olsaydı nasıl biri olurdu?
Berghain’ın kapıcısı Sven. Dışarıdan sert ve mesafeli görünse de, bir kez içeri aldıktan sonra olduğun gibi kabul eden, kendin olman için alan tanıyan biri. - İş çıkışı seni nerede buluruz?
Büyük ihtimalle yanlış yönde giden bir U-Bahn ya da S-Bahn’da; yol bulma konusunda hiç iyi olmadığını söylüyor. - Yerel dilde öğrendiğin favori kelime?
“Kopfkino”, kelime anlamıyla “kafa sineması”; bir şeyi kafanda sahne sahne canlandırmak anlamına geliyor. - Bir haftalığına başka bir şehirden çalışman gerekse nereyi seçersin?
İzmir; bu cevabı verirken babaannesiyle Zoom’da görüntülü konuşabilmeyi de düşünüyor.
